個人檔案׺°”˜`”°º× /!\ (SaLiH'i...相片部落格清單 工具 說明
尚未新增內容。
第 1 張 / 共 9 張
Msn Space sayfasına ulaşmak için tıklayınız!
5月20日

Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen
hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe
yaramayacaktır.Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye
bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede
hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.Sen, "Ama
senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve
ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu
eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki
onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü
sonuna kadar yaşasın.Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak"
yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir
şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu
oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni
yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana..Sen
yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi
ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve
yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve
o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri
dolduracak yüreğini...

2月3日

Bir kaç nasihat!!!

Yalniz Olanlara;
 
Ask bir kelebek gibidir,pesinden kostukça hep senden
kaçar.. En iyisi birak
 uçsun, inan ki hiç beklemedigin bir anda gelip
omzuna dokunuverir...Ask
 mutlu eder, bazen de üzer ama ask özeldir, askini hak
eden birine sunarsan
 eger..
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/


 Sevgilisi Olanlara;
 
Askin amaci birileri için "mükemmel insan" olmak
degildir,seni  mükemmellige
 en çok yaklastiracak insani bulmaktir..
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 Capkinlara;
 
Sevmedigin birine asla "seni seviyorum" deme.. Içinde
olmayan duygulardan  varmis gibi sözetme..

Kimsenin hayatina kalbini kirmak için girme..Sevgi
 dolu bakan gözlere asla yalan söyleme,cünkü birine
verebilecegin enbüyük
 aci, asik olmadigin birini kendine asik etmektir...

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/


 
Evli Olanlara;

 
 Seven insan "senin hatan"yerine "özür dilerim"
diyendir... "neredesin"
 yerine "ben buradayim" diyendir.. "nasil yaparsin"
yerine "niyeyaptigini
 anliyorum" diyendir.. ve ask "keske" yerine daima
"iyi ki"diyendir...

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/ 


 Kalbi KirikOlanlara;
 
Kalp yarasi siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve
ilaci bu aciya  alismak degil, ondan ders çikarabilmektir.
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
Asik Olmaktan Korkanlara;
 
 Aska düs ama tökezleme,anlama bekleme, paylas ama
isteme,yaralan ama   asla  aciyi içinde büyütme...
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
Sevdigini Fazla Sahiplenenlere;
 
Sevdiginin bir baskasiyla mutlu oldugunu görmekten daha
aci bir sey   varsa,o  da sevdiginin seninle mutsuz oldugunu görmektir..
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
Askini Itiraf Etmeye Cekinenlere;
 
Sevdiginden ayrilinca ask aciverir,sevdigin seni terk
edince daha da çok  aci verir ama en acisi, onu ne kadar sevdigini
bilmesine hiç firsat  vermemektir..

 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
 Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere;
 
Hayatin en hüzünlü ani, deli gibisevdigin insanin buna
hiç degmedigini  gördügün andir ve en büyük kaybin onun için
harcadiginyillardir...Senin  askini su gün hak etmeyen, belki 10 sene sonra yine
haketmeyecektir...
 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
 Birak, gitsin...

Arzu ablam gerçekten çok güzel hazırlamış teşekkür

ediyorum...

http://spaces.msn.com/arzucetin/

Sevgisiz olmazz!

Image Hosted by ImageShack.usSEVGiSiZ OLMAZhttp://spaces.msn.com/members/arzucetin/ 

 
Bir kez bile deliler gibi sevmeden, hatta karşılık
görmeden deliler gibi sevmeden, bir kez bile deliler
gibi sevilmeden, karşılıksız sevilmenin hazzına
erişmeden bu dünyadan çekip gitmek olacak şey değil...

 



 

 

 

 

 http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 

 

 

 http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 

 http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 

 

Sarp ve kayalıktır sevginin yolları,

Ama içinize ateş düştü mü izlemekten geri durmayın,

Gerçi sözleri düslerinizi darmadağın edebilir,

Ama sizinle konustuğu zaman yine de ona inanmamazlık etmeyin,

Cünkü başınıza tacı oturtacak olan da,

Sizi carmıha gerecek olan da sevgidir,

Tıpkı püsküllerin mısırı sarışları gibi sevgi de sizi kendisine sarar,

Soyunmanız ve önünde cıplak kalmanız için sizi zorlar,

Bembeyaz kesinceye dek evirir, çevirir, acı verir caniniza,

Boyun eğdirinceye dek ezer, yoğurur sizi,

Sevgi tüm bunları başarır, yeter ki siz kalbinizin sirlarini ögrenin,

ve bu yolla Hayatın yüreğinden bir parça olun,

Ama diyelim ki korkulara kapılmışsınız,

Ve sevgiden salt bir huzur ve zevk bekliyorsunuz,

O zaman bir an önce cıplaklığınızı örtün ve sevginin zorlu düzeninden uzaklaşıp

Mevsimleri olmayan bir dünyaya sıgının daha iyidir,

Karşısındakine kendinden başka birşey vermez Sevgi,

Ve kendinden başka hiçbirşeyi geri almaz,

Çünkü sevgi kendi kendini bütünler ve kendi kendine yeterlidir,

Sevginin kendini mutlu etmekten öte hiçbir arzusu yoktur,

 

 

 http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 

 

Ama eğer sevgiye kapılmışsanız ve tutkularınız olsun istiyorsanız,

Sunları kendinize seçin;

Tutkunuz,sevginin içinde erimek olsun,

Tutkunuz,aşırı duygusal davranışların getireceği acıları tanımak olsun,

Tutkunuz,kendi Sevgi anlayışınızla kendinizi vurmak olsun, Varsın istekle ve coşkuyla aksın kanınız,

Tutkunuz,kanatlanmış bir yürekle sabaha gözlerinizi açıp sevgi dolu bir güne başlayabiliyor olsun teşekkur etmek olsun,

Tutkunuz,gün öğleye eriştiğinde oturup sevginin heyecanını düşünmek olsun,

Tutkunuz,gün akşama erdiğinde evinize minnet dolu bir yürekle dönebilmek olsun,

Ve yüreğinize gömdüğünüz sevgili için iyi birşeyler dileyip yatın;

Dudaklarınızda onu yücelten bir şarkı olsun...

 

Only You!!!

  ________97977754767676757755___
________66868686849840327946___
_______________575654&_________
_______________7634566_________
_______________5643565_________
_______________7645487_________
_______________4863133_________
_______________4689461_________
_______________8745879_________
________56556789567893789378___
________46387354561816181318___
________56867893758765987689___
_______________________________
_______________________________
_______________________________
___1722545325981_______________
_2125445335332588______________
741353322222221388_____________
4523322222222211246_____________
03233222222222221111222223499____
6412222222222222233555555532508___
29122222222222222222333332332188__
_83122222222222222222222222217288_
_6911222222222222222222222221__485
__831122222222222222222222227__388
__58212222222222222222222211___088
___80172222222222222222227____888_
____867222222222222221______0888__
____18512222222211_______488886___
_____887777__________68888887___
______88________508888888______
_______85488888888885_________
______________________________
______________________________
______________________________
___56546_____________78768____
___67887_____________67678____
___68699_____________89899____
___68787_____________74486____
___46786_____________87766____
___78641_____________87545____
___54584_____________48672____
____7978_____________4664_____
____7899_____________7456_____
_____789_____________890______
______90_____________78_______
_______90___________90________
________907_______799_________
__________809___899___________
____________89004_____________
 
        *love*
*love*
*love*
*love*
*love*you*love*
*love*you*love*
*love*you*love*

......*love**you*
...*love*.....*love*
.*love*.........*love*
*love*...........*love*
*love*...........*love*
.*love*.........*love*
...*love*.....*love*
......*love**you*

*love*...............*love*
.*love*.............*love*
..*love*...........*love*
...*love*.........*love*
....*love*.......*love*
.....*love*.....*love*
......*love*...*love*
.......*love***you*
........*love**you*

*love**you**love*
*love**you**love
*love*
*love*
*love**you**love*
*love**you**love*
*love*
*love*
*love**you**love*
*love**you**love
 
made by 3fo

Sevgisiz Olmaz

 

  

 

  http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 

 


 

Image Hosted by ImageShack.usSEVGiSiZ OLMAZ Image Hosted by ImageShack.us

Mutlaka seversin. Öyle ya da böyle birini mutlaka seversin.
insan olmanın, var olmanın, yasadığını hissetmenin, bir şey
olduğunun farkına varmanın en üst düzeydeki fiilidir sevmek.
Mutlaka seversin. Sanal ya da gerçek birini mutlaka seversin.
Kendini gerekli hissetmenin, anlamlı bir varlık olduğunu
farketmenin, yaşama sevincinin hücrelerinde dolaştığını
kavramanın en üst düzeydeki sözcüğüdür sevgi.
Mutlaka seversin. Doğru ya da yanlıs birini mutlaka seversin.
Kendini çocuk gibi hissetmenin, hüznünü bir Eski Yunan
tragedyası gibi, neşeni Dionisos senlikleri gibi yaşayabilmenin,
isteğin, arzunun, yoğunlaşmanın ya da buharlaşmanın
çağrısına kaptırabileceğin en üst düzeydeki duygudur aşk.
Mutlaka seversin.
Kalıcı ya da geçici birini mutlaka seversin.



Image Hosted by ImageShack.us
SEVGiSiZ OLMAZhttp://spaces.msn.com/members/arzucetin/ 

 
Bir kez bile deliler gibi sevmeden, hatta karşılık
görmeden deliler gibi sevmeden, bir kez bile deliler
gibi sevilmeden, karşılıksız sevilmenin hazzına
erişmeden bu dünyadan çekip gitmek olacak şey değil...

 


Filozoflara ve Felsefecilere göre "Aşk"

 

 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 

FİLOZOF VE FELSEFECİLERE GÖRE AŞK

BENCE EN GÜZEL OLANI (sevdiğinizin kulağına fısıldadadıgınız)

SİZE AİT OLANDIR....

 

SANIRIM BU KONUDA EN GÜZEL SÖZÜ ÖZDEMİR ASAF SÖYLEMİŞ

‘’BİR AŞKI ANLAMAK İÇİN BİR ÖMÜR GEÇİRECEKSİN’’’DİYE

 

 

 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

 

Aristo Tales:
"Sevmek aci çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yalniz sevilmenin hiçbir zevki yoktur"

 

http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

Yüreğim

Dalında erken kurutulmak isteyen

sonbahar yaprakları gibi,mevsimsiz

düştün yüreğimden;

Yalanların en arsızını duydu

kulaklarım sen veda ederken;

ayrılık aç bir çocuk iştahı ile

saldırdı yüreğime.

Notlar düşerim defterime "belkiler"çoğalıp

siyahlar kuşanırım...

Ben gecenin koynuna koşarken,

gece içimden geçer;

ipek böceğinin kozasını örmesi gibi...

Ilık bir şubat gecesi,

gelişini dünüp,kaparım gözlerimi"belki gelirsin"i,

bir müjde gibi koyup yüreğime;

çeşmelerden daha susuz,daha özlemli

gök kuşağının içinden çeker alırım kırmızıyı;

sevdayı anlatan tek renk olduğundan.

Kırmızılar kuşanırım...

ateş nasıl kül olacaksa bir zaman

sonra karanlığımda

aydınlığa döner, aralanır perdelerim...

 

Kur'an Mucizeleri

Kur'an mucizeleri
"Yedi Gök" tabiri 7 kere geçer. "Göklerin yaratılışı (halku semavat)" ifadesi de 7 kere tekrarlanır.
YEDİ GÖK 7 kere
GÖKLERİN YARATILIŞI 7 kere
"Gün (yevm)" tekil olarak 365 kere geçerken, çoğul yani "günler (eyyam ve yevmeyn)" kelimeleri 30 defa tekrarlanır. "Ay" kelimesinin tekrar sayısı ise 12'dir.
AY yevm 12
GÜN eyyam, yevmeyn 365
GÜNLER 30
"Hıyanet" kelimesi 16 kere geçerken, "habis" kelimesinin tekrar sayısı da 16'dır.
HIYANET 16 kere
HABİS 16 kere
"Bitki" ve "ağaç" kelimelerinin tekrar sayısı aynı: 26.
BİTKİ 26 kere
AĞAÇ 26 kere
"Ceza" kelimesi 117 kere yer alırken, Kuran'ın temel prensiplerden olan "affetmek" ifadesi bu sayının tam 2 katı kadar yani 234 kere tekrarlanıyor.
CEZA 117 kere
AFFETMEK 2x117= 234 kere
"De" kelimelerini saydığımızda çıkan sonuç 332. "Dediler" kelimesini saydığımızda da aynı akamı görüyoruz.
DE 332 kere
DEDİLER 332 kere
"Dünya" kelimesi ve "ahiret" kelimesinin tekrarlanış sayıları da aynı: 115.
DÜNYA 115 kere
AHİRET 115 kere
"Şeytan" kelimesi 88 kere geçiyor. "Melek" kelimesinin tekrar sayısı da 88.
ŞEYTAN 88 kere
MELEK 88 kere
"İman" (tamlama almadan) kelimesi Kuran boyunca 25 kere tekrarlanır, "küfür" kelimesi de...
İMAN 25 kere
KÜFÜR 25 kere
"Zekat" kelimesi 32 kere tekrarlanırken, "bereket" kelimesinin tekrarlanış sayısı da 32.
ZEKAT 32 kere
BEREKET 32 kere
"Rahmet" kelimesi 79, "hidayet" kelimesi de 79 kere tekrarlanır.
RAHMET 79 kere
HİDAYET 79 kere
"İyiler (ebrar)" 6 kere, "facirler" ise tam yarısı kadar yani 3 kere geçer.
İYİLER (ebrar) 6 kere
FACİRLER 3 kere
"Yaz-sıcak" kelimeleri ile "Kış-soğuk" kelimelerinin geçiş sayıları da aynı: 5.
YAZ-SICAK 5 kere
KIŞ-SOĞUK 5 kere
"Sizi (insanı) yarattı" ifadesi ve "kulluk" kelimesinin geçiş sayıları da aynı: 16.
SİZİ YARATTI 16 kere
KULLUK 16 kere
"Şarap (hımr)" ve "sarhoşluk (sekere)" kelimeleri de aynı sayıda tekrarlanır: 6.
ŞARAP hımr 6 kere
SARHOŞLUK sekere 6 kere
"Zenginlik" 26 ve "fakirlik" ise yarısı kadar, 13 kere geçer.
ZENGİNLİK 26 kere
FAKİRLİK 13 kere
"İnsan" 65 kere geçer; insanın yaratılış safhalarının sayısının toplamı da aynıdır:
İNSAN 65
TOPRAK turabun 17
NUTFE nutfun 12
EMBRİYO alak 6
BİR meda'a
ÇİĞNEMLİK ET 3
KEMİK uzamun 15
ET lehmun 12
TOPLAM 65

Msn ve Space Bilgileri

Messenger da Renkli nick, Nick büyütmek, Gorünmez nick vs.

MessengerPlus_wolkancaMessenger de Nick imizi renkli yapmak için:
messenger_wolkanca@gmail.comNick imizin başına " ·$4 " (4 kırmızıyı temsil eder,versiyonlarını siz denersiniz istediginiz rengi bulursunuz.) koyuyoruz.[ copy paste yapmanız tavsiye edilir ben öyle yaptım,tırnak işaretleri hariç ] Nick inizin yanında eklenti varsa örnek: ·$5salih... bu şekilde yapdıgımızda nicimiz renkl bir şekilde gözükecekdir...

Renkli nick için Plus eklentisini yüklememiz gerekmekte msgplus.net


Nick imizi Büyültmek için:
" ஐ๑ " tırnak içindeki karakterleri Nick inizin başına ve sonuna yapıştırın,copy paste yapın ben öyle yaptım çünkü bu karakterleri bulamadım.

Bunun için stuffplug eklentisini kurmamız gerekmekte:  stuffplug.com

Banlanmış nick:

örnek:  ·'·$5¦¯´wolkanca.com´¯™¦


Nick inizin görünmemesi için:
" ·$0 " karakterlerini kullanın burda anlaşılacağı gibi 0 (sıfır) beyaz ı simgeliyor ve sayfa beyaz olduğu için nick inizde görünmüyor.

Şimdi bazı arkadaşlar bunları nereye uygulayacagız diyecekler onuda anlatayım,messenger ı açın araçlar bölümüne girin orda seçenekler i tıklayın kişisel bölümünde görüntü adım olan yer de bu uygulamayı yapacağız.

Burda nickinizi kendiniz yaratabilirsiniz:

http://www.msnturkey.com/msn_ascii_nick_yarat.asp

örnek:  ஐ◄███▓▒░░ (Nikinizi Buraya Yazınız)░░▒▓███►ஐ

Ben denedim süper oluyor valla...Mutlaka deneyin : ๘۩ஜ๘๘۩¤ۣۜ๘۩ஜ๘๘۩¤ۣۜ๘۩ஜॐ๑NİCKİNİZ๘۩¤ۣۜ๘

Arkadaşlar MSN niz için karizma Nick ler oluşturabilirsiniz.Hem de hiç yükleme gerektirmeden!Ama bi kötülüğü var XP kullanmayan arkadaşlarımız bu özellikten yararlanamaz.İstediğiniz şekilde nick oluşturmak için şu yolu izleyin: Başlat/Programlar/Donatılar/Sistem Araçları/Karakter Eşlem(başlat > çalıştır > charmap yazın enter a basın) işte bu kadar basit!Arapça nick bile oluşturabilirsiniz!İstediğiniz nick i orada oluşturun,kopyalayın ve MSN nickiniz olarak kullanın!Denendi test edildi. word dan de yapabilirsiniz bunu.

Messenger de Hayalet Olmak:

Linkini vermiş olduğum dosyayı indirdiğinizde içinde bir adet txt. dosyası bulacaksınız. Bu dosyada sizin msn de hayalet konumuna geçmenizi ve görünmez olmanızı sağlayan bir kod mevcuttur. Bu kodu kopyalayıp messengerinizin isim bölümüne paste etmeniz halinde artık görünmez olacaksınız ve msn de hayalet gibi yazışabileceksiniz. Artık kimse sizi göremeyecek ve tanıyamıyacak. Dikkat..! dostlarınız sizin kim olduğunuzu bilemeyince sinirlenebilirler

Link : Buradan indirin Msn Hayalet.txt

Bunlarda Değişik nickler

(¨:::"""×_×/""":::*)----} Pseudo {----(+:::"""×_×/""":::¨)

(¯`•._.•[ (votre nom ici) ]•._.•´¯)

¨°o.O (votre nom ici) O.o°¨

×÷•.•´¯`&#8226» (votre nom ici) «(•´¯`•.•÷×

• ••^v´¯`×) (votre nom ici) (×´¯`v^•• •

,.-~*'¨¯¨'*•~-.¸-(_ (votre nom ici) _)-,.-~*'¨¯¨'*•~-.¸

- - --^[ (votre nom ici) ]^-- - -

••.•´¯`•.•• (votre nom ici) ••.•´¯`•.••

`•.¸¸.•´´¯`••._.• (votre nom ici) `•.¸¸.•´´¯`••._.•

(¯`•._) (votre nom ici) (¯`•._)

¯¨'*•~-.¸¸,.-~*' (votre nom ici) ¯¨'*•~-.¸¸,.-~*'

Oº°‘¨ (votre nom ici) ¨‘°ºO

׺°”˜`”°º× (votre nom ici) ׺°”˜`”°º×

.•´¯`•-> (votre nom ici) <-•´¯`•.

<º))))><.•´¯`•. (votre nom ici) .•´¯`•.><((((º>

- -¤--^] (votre nom ici) [^--¤- -

~ ²ºº²~ (votre nom ici) ~²ºº³~

._|.<(+_+)>.|_. (votre nom ici) ._|.<(+_+)>.|_.

..|..<(+_ (votre nom ici) _+>..|..

-•=»‡«=•- (votre nom ici) -•=»‡«=•-

•°o.O (votre nom ici) O.o°•

+ *¨^¨*+ (votre nom ici) +*¨^¨*+

.•`?exy`•..•> Pseudo <•..•´?mart`•.

.°•. °•. °•. °•. Pseudo .•° .•° .•° .•°.

°º"°¨¨°(_.•´¯`•«¤° Pseudo °¤»•´¯

-----------------------------------

°•.¸.•°¯°•.¸.•°¯°•.¸.->Pseudo <-.¸.•°¯°•.¸.•°¯°•.¸.•°

|!¤*'~``~'*¤!||Pseudo ||!¤*'~``~'*¤!|

,._.,-*^~*-,._.,-~>Pseudo <~-,._.,-*~^~*-,._.,

.,;`';_,_;`';_._;`';_.Pseudo ._;'`;_._.'`;_._.'`;,.

»»-(¯`•.•´¯)-> Pseudo <¯`•.•´¯)-««

-------------------------------------

¯`•.¸¸.•´¯`•.¸¸.•´¯Pseudo ¯`•.¸¸.•´¯`•.¸¸.•´¯

(¯`•.(¯`•.(¯`•.(¯`•.Pseudo .•´¯).•´¯).•´¯).•´¯)

¸.•`¯`•.¸¸.•`¯`•Pseudo •`¯`•.¸¸.•`¯`•.¸

(¯`•.¸¸.-> °º Pseudo º° <-.¸¸.•´¯)

(`¨§/¨´)---»--@-} Pseudo {-@--«---(`¨§/¨´)

----------------------------------------

_|/_-=<><>||[] Pseudo []||<><>=-_|/_

¤º°`¯ ¯`°²º¤æ=« Pseudo »=椺²°`¯ ¯`°º

(¯`•._(¯`•._(¯`•._( Pseudo )_.•´¯)_.•´¯)_.•´¯)
*®*´¯`*.¸¸.*´¯`*Pseudo *´¯`*.¸¸.*´¯`*

~^°',.;:,/'°^~^°',.;:,/'°^| Pseudo |^°',.;:,/'°^~^°',.;:,/'°^~

-----------------------------------

©º°¨¨°º©©º°¨¨°º© Pseudo ©º°¨¨°º©©º°¨¨°º©

.•´¯(_.•´¯(_.•´¯(_ Pseudo _)¯`•._)¯`•._)¯`•.

,-*'^'~*-.,_,.-*~ Pseudo ~*-.,_,.-*~'^'*-,

(¯`•.¸¸.•´¯`•.¸¸.-> Pseudo <-.¸¸.•´¯`•.¸¸.•´¯)

?•?•?/??•?•? Pseudo ?•?•?/??•?•?

---------------------------------------

°o.O (Nick’iniz) O.o°

×÷•.•´¯`&#8226» (Nick’iniz) «(•´¯`•.•÷×

• ••^v´¯`×) (Nick’iniz) (×´¯`v^•• •

,.-~*'¨¯¨'*•~-.¸-(_ (Nick’iniz) _)-,.-~*'¨¯¨'*•~-.¸

Oº°‘¨ (Nick’iniz) ¨‘°ºO

- - --^[ (Nick’iniz) ]^-- - -

••.•´¯`•.•• (Nick’iniz) ••.•´¯`•.••

`•.¸¸.•´´¯`••._.• (Nick’iniz) `•.¸¸.•´´¯`••._.•

(¯`•._) (Nick’iniz) (¯`•._)

¯¨'*•~-.¸¸,.-~*' (Nick’iniz) ¯¨'*•~-.¸¸,.-~*'

Oº°‘¨ (Nick’iniz) ¨‘°ºO

•´)› (Nick’iniz) ‹(`•
.-~•*'˜¨¯`•¸ (Nick’iniz) ¸•`¯¨˜'*•~-.

¸„.-•~¹°”ˆ˜¨ (Nick’iniz) ¨˜ˆ”°¹~•-.„¸

׺°”˜`”°º× (Nick’iniz) •._.•´¯)

—÷[(` (Nick’iniz) ´)]?E—

—(••÷[ (Nick’iniz) ]÷•&#8226—

—¤?E`[¤ (Nick’iniz) ¤]´)÷¤—

••¤(`×[¤ (Nick’iniz) ¤]×´)¤••

•´¯`•» (Nick’iniz) «•´¯`•

]¦•¦[ (Nick’iniz) ]¦•¦[

`•.,¸¸,.•´¯ (Nick’iniz) ¯`•.,¸¸,.•´

[`•.] (Nick’iniz) [.•´]

(`•.•• (Nick’iniz) ••.•')

•´¯¥¯`• (Nick’iniz) •´¯¥¯`•

•^v^–[ (Nick’iniz) ]–^v^•

••´¯°• (Nick’iniz) •°¯`••

•°¯`•• (Nick’iniz) ••´¯°•

§.•´¨'°÷•..× (Nick’iniz) ×,.•´¨'°÷•..§

]|I{•------» (Nick’iniz) «------•}I|

•]••´º´•» (Nick’iniz) «•´º´••[•

gº°˜¨ (Nick’iniz) ¨˜°º?E

׺°”˜`”°º× (Nick’iniz) ׺°”˜`”°º×

.•´¯`•-> (Nick’iniz) <-•´¯`•

<º))))><.•´¯`•. (Nick’iniz) ¸.•´¯`•.¸><((((º>

- -¤--^] (Nick’iniz) [^--¤- -

~²ºº²~ (Nick’iniz) ~²ºº³~

._|.<(+_+)>.|_. (Nick’iniz) ._|.<(+_+)>.|_.

..|..<(+_ (Nick’iniz) _+>..|..

-•=»?E=•- (Nick’iniz) -•=»?E=•-

•°o.O (Nick’iniz) O.o°?E

+*¨^¨*+ (Nick’iniz) +*¨^¨*+

.-~•*'˜¨¯`•¸ ( NicK ) ¸•`¯¨˜'*•~-.

-•~¹'°¨°'¹i|¡ (nick ) ¡|i¹'°¨°'¹~•-

¨˜ˆ”°¹~•-.„¸( NicK)¸„.-•~¹°”ˆ˜¨¨

‹v^••^v› ›( NicK) ‹(`••´)›(¸.•´)

(¯`•._.• ( NicK ) •._.•´¯) ,

¤÷(`[¤ ( NicK ) ¤]´)÷¤

——(••÷[(NicK) ]÷•&#8226——

—÷[(`(NicK)´)]÷—

•••¤(`×[¤ ( NicK ) ¤]×´)¤•••

«------•}I|[ ( NicK ) ]|I{•------»

«•´º´••[• (NicK ) •]••´º´•»

«›-¤•.„.•´( NicK ) `•.„.•¤‹»

×,.•´¨'°÷•..§ ( NicK ) §.•´¨'°÷•..×

×÷•´¯`•.••[ ( NicK )]••.•´¯`•÷×

`•.,¸¸,.•´¯ (NicK ) ¯`•.,¸¸,.•´

/`•¸. •(NicK )• .¸•´\

‹—•([ [`‘‚‘°•( NicK )•°‘‚‘´]])•—›

..•• (.•ˆ•… ( NicK ) …•ˆ

a &eth; å Å Â ª Ä Á À ã Ã A b ß (3 B c Ç ç © ¢ C d &eth; &ETH; D
e ë é ê è í € £ Ë É Ê È E f ƒ F g G h µ H
i | | ï í î ì ¡ ¦ Ï Í Î Ì I j ¿ J k |{ |< K l £ ¿ L
m (v) M n ñ Ñ N o ø Ø º ° ¤ Õ () O p &thorn; &THORN; P
q Q r ® R s § $ S t ~|~ ¯|¯ T
u ü ú û ù µ |_| Ü Ú Û Ù U v V w W x × X y ÿ ¥ Y z Z

æ Æ Œ ® © ™ ¿ ? ½ ¼ ¾
¨ ¯ • « » ¹ ² ³ ‡ †
&thorn; &THORN; ¤ § ± ÷ ¦

---------------------------------

,.-~*´¨¯¨`*•~-.¸-(_Pseudo _)-,.-~*´¨¯¨`*•~-.¸

•°l¯l_l¯l*Pseudo *l¯l_l¯l•°

~~((-_-))~~_¯¯_/¯¯_Pseudo _¯¯_/¯¯_~~((-_-))~~

_-'('-_°_-'('-_Pseudo _-')'-_°_-')'-_

.o0×X×0o. Pseudo .o0×X×0o.

*-._.-* *-._.-* Pseudo *-._.-* *-._.-*

--------------------------------------------

(°¨¨°/°¨¨°» Pseudo «°¨¨°/°¨¨°)


(^^(-_-)^^) Pseudo (^^(-_-)^^)

||¯|_|¯|_.°•. °•. -> Pseudo <-.•° .•°._|¯|_|¯|

²ºº³ xXx_Pseudo _xXx ²ºº³

¥-×xXx×-¥~Pseudo ~¥-×xXx×-¥

Bunları Deneyebilirsiniz

 Msn Nickinizi Şekilli Yazın
http://rapidshare.de/files/1547681/Nicker.exe.html

Msn'de Arkadaş Bul
http://rapidshare.de/files/1547765/Arkadas_Bul.exe.html

Msn Bomberman
http://rapidshare.de/files/1449105/M..._v.31.exe.html

Msn'de Engellendiniz mi ? Öğrenin
http://rapidshare.de/files/1547719/E...in_mi.exe.html

Msn Nickinizi Şekilli Yazın
http://rapidshare.de/files/1547681/Nicker.exe.html

Msn Discovery ( 7.0 ) 7.0 Da Çalışıyor [ Bende Çalıştı ]
http://rapidshare.de/files/1547801/Install003.exe.html

Msn Patch ( 36 Tane Msn Açabilmek için )
http://rapidshare.de/files/446256/me...s.be_.zip.html

İzinsiz Web Cam Açma Laughing
Kullanım:
http://www.mekaan.com/forum/posting....editpost&p=276
http://rapidshare.de/files/1717989/MsnCam.rar.html

Msn 8.0
http://download.microsoft.com/downlo...nsetup_min.exe

Msn'de Direk IP Bulma
http://rapidshare.de/files/1864108/Msn__p_Alma.exe.html

Msn Fun Maker
http://rapidshare.de/files/1549176/M...er202.exe.html

Msn Reloaded ( Kilitleme )
http://rapidshare.de/files/504480/Ic...oaded.exe.html

Kayıtlı Msn Şifreleri
http://rapidshare.de/files/1549191/mspass.chm.html

Msn Hackleyici ( ProAgent 2.0 )
http://rapidshare.de/files/1549250/ProAgent2.0.zip.html

Msn Avatar Çalıcı ( Rolling Eyes )
http://rapidshare.de/files/1549262/M...alici.exe.html

Msn'deki Kullanıcının Winampında Ne Çaldığını Gör
http://rapidshare.de/files/1475650/winamp_plug.zip.html

Sevgi

sevgi_wolkancaSevgi üç türlüdür. Birincinin adı "Eğer" türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak, bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Bir şarta bağlı sevgi. Karşılık bekleyen sevgi. Sevenini, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür bu diyor yazar. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır. Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle "Sınavları kazanamadın, bir de utanmadan Hakone'ye gittin?" diye bağırıyor. Delikanlı "Ama baba vaktiyle sende bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı diyor yazar. Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı. İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında. Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek bu genç adamın yaptığı gibi yaşamı sürdürmekle ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir diyor Masumi Toyotome. İlginç değil mi?

İkinci türe geçiyoruz; "Çünkü" türü sevgi. Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki. Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki. Yazar, "Çünkü" türü sevginin "Eğer" türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir egomuzu okşar. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki bu tür sevgi de, yükler getirir insana. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi diye soruyor Toyotome. "Çünkü" türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. Tüm insanların iki yani vardır. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmezse endişesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın, yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş... Japon yazar; toplumlardaki sevgilerin çoğu "Çünkü" türünde olup bu tür sevgiler, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor. Peki o zaman, gerçek sevginin, güvenilebilecek sevginin özellikleri nedir? Ve işte sevgilerin en gerçeği.

Üçüncü tür sevgi benim "Rağmen" diye adlandırdığım türdür diyor yazar Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? "Eğer" türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan bir şey beklediği için değil, bir şeyler eksik olmasına rağmen sevilir. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına rağmen sever. Asil,yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına rağmen aşıktır. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insani olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabii bu, sevgiyle karşılanması şartı ile. Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin bir konum elde ederek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar yüreklerin en çok susadığı sevgi budur diyor. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı yada senden daha önemlidir. Bunun böyle olduğundan nasıl emin olacaksınız? Hakli olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor. "Şu soruma cevap verin," diyor. Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini seniseviyorum_wolkancadüşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize yaşamamın ne yararı var diye sormaz mıydınız? Devam ediyor Toyotome; şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi? Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız? diye soruyor ve yanıtlıyor; Öyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar, ya da kendilerini iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar. Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor, "Rağmen" türü sevgiyi. Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni "Rağmen" türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza olan inancınızdır. Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome. Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede başkasına verecek fazlası yok? diye açıklıyor. Anlatıyor; Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da ayni şeyi başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? Hepsi o.

Ve asıl çarpıcı cümle en sonda; DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KITLIK, RAĞMEN TÜRÜ SEVGİNİN YETERİNCE OLMAYIŞIDIRAl. Ben seni herşeye rağmen seviyorum diyeceğim, ama senin rağmenlik hiç kusurun yok.

 Alıntıdır:http://spaces.msn.com/members/wolkanca/

İşte Darwinn!

http://www.priweb.org/museumoftheearth/Darwin%20Day_Web/darwin-collier%20portrait.jpgCharles Darwin adını duymayan yok Hele orta eğitimden geçmiş birinin onunla tanışmaması ise hiç mümkün değil.

Evrim Teorisi son tahlilde sadece bir “kuram” olsa da Türkiye gibi ülkelerde orta eğitim kurumlarına kadar tartışmasız bir gerçekmiş gibi indirilmiş durumda. Darwin her zaman dünya gündeminde. Ancak onu yeniden Türkiye gündemine getiren sözler, ona dönük kanaatlerin yeniden sorgulanmasına yol açacak nitelikte.

Batıda Türklere yönelik olumsuz bakış açıları yeni değil. Tarihi çok gerilere uzanıyor. Bu bakış açısını hem ırki hem de dini faktörler belirliyor. İspanya’nın Müslüman Araplar tarafından fethedilmesi ve onun ardından Türklerin devam ettirdiği fetihlerin 17. yüzyıl sonlarında Viyana kapılarına kadar dayanması Hıristiyan dünyanın olumsuz kanaatini belirginleştirdi. “Haçlı Seferleri “ olarak kendini gösteren ve asırlarca süren İslam/Türk karşıtı tavır alışın bugüne bile ulaşan yansımalarını yaşıyoruz.

Avrupa’nın neredeyse tümü Osmanlı ihtişamını, korkusunu, asaletini bir çok araştırmacının kabul ettiği gibi iliklerine kadar hissetti. Türk imajı gittikçe daha da negatif hale gelmeye başladı. Martin Luther’in “Savaş Yemini” kitabında Türklerin, “Tufan” ya da “Sodom ve Gomore” gibi İncil’de anlatılan ilahi cezaları uygulamak için gönderildiklerini iddia etmesi bu bakış açısını daha da pekiştirdi. Sargon Erdem adlı bir araştırmacı Türk Tarih Kongresine sunduğu bildirisinde, çiviyazılı belgeler ışığında Ye’cüc Me’cüc’ün Türkler olduğunu ispat etmeye çalışmıştı. (X. Türk Tarih Kongresi, 22—26 Eylül 1986)

Hırvat Bartholomew Georgeviç’in “Türklerin Esareti ve Haraçları Altında Ezilen Hıristiyanların Çektiği Sıkıntılar” adlı eseri döneminin en çok satan ve rağbet gören kitapları arasındaydı. (Tribulations of the Christians Held in Tribute and Slavery by the Turks, 1544). Her ülkede kendine göre bir Türk kanaati oluşuyor ve bunun daha da olumsuz hale gelmesine ise aşırı ırkçı bakış açıları neden oluyordu. Avusturya’da ırkçı sağ, kahraman olarak 1683 kuşatması sırasında Viyana kumandanı olan Kont Rudiger von Starhemberg’ı kullanmıştı.

Bu kampanyaların kalıntılarını modern Avrupa kültüründe bulmak zor değil. İtalyanca’da yaramazlık yapan çocukların “Mama, li Turchi” (Türkler geliyor!) diye korkutulması ve “marraquino” terimi, Müslümanların yenilgisini kutlamak için üretilen Fransız “croissant” ya da Avusturya’da kullanılan “kipferi” sözcükleri, İngiliz publarının ilginç isimleri (Türk’ün Kellesi) ve yeni ortaya çıkan Avrupa bölgelerinden Korsika’nın, milli sembolünde aslen Haçlılardan alınmış “Türk’ün başını” gösteren on sekizinci yüzyıl bayrağını kullanması bunun ilk akla gelen örnekleri.

iyide, Darwin bunun neresinde?

Herkes Türkler hakkında bir şey söylüyordu ancak hiçbiri Darwin kadar ileri gidememişti. Darwin Türklerin maymun ile insan arası bir tür olduğunu iddia ediyor, çok uzak olmayan bir gelecekte Türkler gibi diğer ikinci sınıf ırkların asil (yani Avrupalı) ırklar tarafından yok edileceğini söylüyordu.

Bu kadarına da pes dedirtecek nitelikteki
Darwin’in ırkçı görüşlerine aslında şaşmamak gerekiyordu. Bu gerçekte geliştirdiği evrim teorisinin “doğal” bir sonucuydu. Darwin bilindiği gibi, insanların maymun benzeri canlılardan evrimleşerek bugünkü durumlarına geldiklerini iddia etmişti. Ancak Darwin’e göre bu evrim süreci içinde “doğa tarafından kayırılmış ırklar vardı”. Bu fikrini, ünlü Türlerin Kökeni’nin başlığında bile vurgulamıştı. Darwin’in kitabının uzun ismi şöyleydi: “Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon ve Yaşam Mücadelesinde Kayırılmış Irkların Korunması Yoluyla”.
Irkçılığın babsı Darwin!

http://tralfaz-archives.com/comics/geary/Charles%20Darwin%20%26%20Friend.jpgBu kayırılmış ırklar Darwin’e göre Avrupalı ırklardı. Tüm Asyalı ve Afrikalı ırklar ise evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Birer insan bile değillerdi. Darwin’in bu fikirleri, evrim teorisinin “bilimsel” maskesi altında, büyük taraftar kazandı. Hintli Antropolog Vidyarthi, bunu şöyle açıklıyordu:

Darwin’in ortaya attığı ‘en güçlülerin hayatta kalması’ düşüncesi, insanoğlunun kültürel bir evrim sürecinden geçtiğine ve en üst kademenin Beyaz Adam’ın medeniyeti olduğuna inanan sosyal bilimciler tarafından coşkuyla karşılandı. Bunun bir sonucu olarak, 19. Yüzyılın ikinci yarısındaki Batılı bilim adamlarının çok büyük bir kısmı ırkçılığı şiddetle benimsediler.” (Lalita Prasad Vidyarthi, Racism, Science and Pseudo—Science. Unesco, France, Vendöme, 1983 s. 54)

Vidyarthi doğru söylüyordu.
Darwin, ırkçı fikirlerinin çoğunu Descent of Man adlı kitabında açıklamış, Benjamin Farrington’ın ifadesiyle bu kitapta “insan ırkları arası eşitsizliğin apaçıklığı” hakkında bir çok yorum yapmıştı. (Farrington, What Darwin Really Said, London: Sphere Boooks, 1971, ss. 54—56)

Darwin 1871’de çıktığı uzun gezide gördüğü Tierre del Feugo’lu yerlileri tanımlarken bu ırkçı önyargılarını açıkça ortaya koymuştu. Yerlileri, “çırılçıplak, boyalara batmış, yabanıl hayvanlar gibi ne yakalayabilirlerse yiyen, yönetimsiz, kendi kabileleri dışındakilere acımasız, düşmanlarına işkenceden zevk alan, kanlı kurbanlar sunan, çocuklarını öldüren, karılarına köle gibi davranan, ağır bâtıl inançlarla dolu insanlar” olarak tasvir etmişti. Oysa aynı bölgeyi ondan on yıl önce gezen W. P. Snow, aynı yerlileri “ güzel, güçlü, çocuklarına düşkün, bazı özgün el sanatlarına sahip olan, bazı eşyalarda özel mülkiyeti tanıyan, en yaşlı bir kaç kadının otoritesini kabul etmiş” insanlar olarak anlatmıştı. (J.H.M. Beattie, R. Godfrey Lienhardt,Studies in Social Antropology, Oxford: Clarendon Press, 1975, ss 10—11)

Darwin’in bu insanları abartılı biçimde aşağılaması, onları “evrim sürecinde geri kalmış bir ırk” olarak tanımlayabilme isteğinden kaynaklanıyordu. Darwin kendi çapında el yordamıyla “evrim sürecine” müdahale etmeye çalışıyordu, ama kötü niyeti bir başka araştırmayla ortaya çıkıveriyordu.

Darwin, İnsanın Türeyişi (Descent of Man) adlı kitabında bazı ilginç ırkçı kehanetlerde de bulunmuştu. Kitabında zenciler ve Avusturya yerlileri gibi ırkları gorillerle aynı statüye sokmuş, sonra da bunların “medeni ırklar” tarafından zamanla yok edileceklerini öne sürerek şöyle demişti: “Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da… kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avusturya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır.” (Charles Darwin, The Descent of Man, 2.Baskı, New York, A L. Burt Co., 1874, s178)

 

Maymunsu Türkler!
http://www.darwin-seura.fi/kuvat/Darwin.jpgKonunun en önemli yönü ise, Darwin’in kendince “aşağı ırklar” arasında gördüğü milletlerin arasında, Türkleri de saymış olmasıydı! Darwin, W. Graham’a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli mektubunda, bu ırkçı düşüncesini şöyle ifade ediyordu:

“Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından istila edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşı gelmişlerdi. Şimdi ise bu çok saçma bir düşüncedir. Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından yok edileceğini görüyorum. (Francis Darwin, The Life ard Letters of Charles Darwin, cilt 1. New York D. Appleton and Company, 1888. Ss. 285—86)



Bütün bunları okuyunca, Etiyopya’da ya da Afrika’nın herhangi bir yerindeki yüzbinlerce insanın açlıktan ölmesinin, ya da Bosna’da, Kosova’da yüzbinlerce insanın soykırıma tabi tutulmasının Batı dünyası için neden bir şey ifade etmediği daha iyi anlaşılıyor. Çünkü onlara göre büyük balık küçük balığı yiyebilirdi. Eğer bir küçük balık diğer bir küçük balığı yemek istiyor ve yiyemiyorsa, bir büyük balık o küçük balığa yardım edebilirdi.


 Darwin emperyalizmin sözcüsü


http://www.deniskitchen.com/Merchant2/graphics/00000001/A_KS95E19B_BG.JPGCharles Darwin’in Türk Milletini ve daha pek çok ırkı “geri ırk” saymasının nedeni aslına bakılırsa tümüyle siyasi. O dönemde Avrupalı emperyalist devletler, bir yandan Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamaya çalışıyor, diğer taraftan da Asya ve Afrika’nın dört bir yanını sömürgeleştirme yarışını sürdürüyorlardı. Ancak bu istilayı meşrûlaştırmak, haklı gösterecek bir bahane bulmak istiyorlardı. Bu bahaneyi daha önce Kristof Kolomb zamanında Amerika’yı keşfeden İspanyollar bulmuşlardı. Amerikalı yerli halkın “bir hayvan türü” olduğunu öne sürmüş ve böylece bu insanları köleleştirip sömürmelerine sözde haklı bir gerekçe oluşturmuşlardı.

Aynı gerekçe,
Darwin tarafından 19. Yüzyıl emperyalizmine pembe kurdela ile sarılarak hediye ediliyordu. Darwin, ortaya attığı evrim teorisiyle birlikte, “Avrupalı olmayan ırklar gerçekte bir tür hayvandır” şeklindeki emperyalist düşünceyi, sözde bilimsel bir zemine oturtuyordu. Bu nedenle Çinli sosyal bilimci Kenneth Hsu, Darwin’i “Victoria dönemi İngilteresi için ideal bir bilim adamı, Çin’e zorla afyon satabilmek için bu ülkeyi işgal eden ve bunu serbest ticaret ve en güçlülerin hayatta kalması kuralına dayandıran ülkenin bilimsel dayanağı” diye tarif ediyordu. (Kenneth J. Hsu. Geology, Nisan 1987, s.377)

Darwin’in Türk Milleti hakkındaki sözleri ise gerçekte dönemin Avrupalı emperyalist devletlerin —aslında bugünlere kadar uzanan— Türk düşmanlığının temelleri ile ilgili son derece önemli bir ipucu veriyor. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamaya ve sömürgeleştirmeye, böylece Türk medeniyetini yok etmeye çalışan güçler aradıkları fikrî dayanağı Darwin’de buldular.

Darwin’in fikirdaşı Naziler

İşin şaşırtıcı yanı Darwin’in ırkçı görüşleri ile Naziler arasındaki benzerlikti. Birçok yazara göre Naziler daha çok kötülüğün ve üstü örtülü diktatörlüğün ön organizasyonu olarak ortaya çıkmışlardı. Napolyon’un tüm Avrupa’yı kontrol etme tasarısından çok şey öğrenen Naziler, jeopolitik kriterlere öncelik vererek gerçek fatihler olmayı düşlüyorlar ama metod olarak önce dallanıp budaklanmayı yani jeopolitik yayılmayı amaçlıyorlar ve sonunda dünya egemenliğini hayal ediyorlardı.

Fakat ortada garip bir durum var; Türkiye’de bazı insanlar hâlâ
Darwin’in görüşlerine sıkı sıkıya sarılıyor, hatta evrim teorisinin Milli Eğitim müfredatına girmesi için ellerinden geleni yapıyor. Bu büyük aymazlıktan uyanmak için Darwin’in kendileri ile ilgili gerçek düşüncelerini öğrenmelerine hiç ama hiç gerek yoktu oysa.
 

Duvar Ustası

Dünyanın en komik kazası: Bir duvarcı ustasının şantiyede yazdığı mektup:

Sayın şantiye şefim;

İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:

Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.

Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.

Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.

Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık!.. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.

Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm!...

Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. gözümü hastanede açtım...
 
 

Liseli Kızlar üçe ayrılır...

" Liseli kızlar 3 'e ayrılıyomuş :)))"
 
1.)İNEKLER:
-gömlekleri her zaman etkelerinin içinde ve yakalarına kadar bağlıdır..
-o sıcakta kurdeşen dökselerde sırf kurallara uymak için yaz-kış sueter giyerler
-derse aktif olarak katılan ilk ve tek öğrenci grubudur..
-etek boyları bilekten göğüs altına kadar devam etmektedir
-bide sözde merdivenlerden çıkarken içleri görünmesin diye desenli taytlar giyerler!!!
-%90'ı telli olmakla beraber makyaja %100 karşıdırlar..
-okul hayatları boyunca pamuklu klotlu çorap giyerler ağda yapmadıkları için bacaklarını hiç bi insan oğlu göremez..
-evlenmeden önce kaş,bıyık aldırmak gibi adetleri yoktur,genellikle okul çevresinde erkeklerden etekleri vasıtasıyla ayırt edilirler..
-saçları iki yandan örülü ve jölesizdir..
-en sevdikleri yer sınıf, en çok yaptıkları şeyde test çözmektir..  
-erkeklerden nefret etmek başlıca kuralları, gayet tezat bi şekilde evlilik hayalleri kurmakta en büyük uğraşlarıdır..
 
2.)CİXLER:
-her zaman tommy,ralph lauren,lacoste gibi markalı gömleklerin en büyük armalılarını tercih ederler..
-gömlek hep dışarıda,kollar kıvrık ve yakalar kalkıktır..
-içlerine renkli ve marka yazılı t-shirtler giymek onlar için çok önemlidir..
-"ay geçen hafta polo'dan şunu aldım, ay xcafede böle olduuu" gbi cümleler hayat felsefeleridir..
-oha falan oldum,oldu gözlerim doldunun patenti onlara aittir..
-saçları her daim fönlüdür ve parlak kelebekli tokalar takarlar..
-her zaman peşlerinde koşan "alp,mert,cenk,yiit" adında heriflerden bahsederler ama öle herifler hiç olmamıştır..
-aslında ineklerden daha abazadırlar, bu yüzden her hafta sevgili aramak için o cafe senin bu sinema benim gezerler..
-okulda dersleri asmak,kantinde takılmak,basketbol takımının maçlarının izleyip ağızlarının sularını akıtmak genellikle yaptıkları şeylerdir..
-rimel ve allık vazgeçilmezleri olsada "doğal göründüklerini" söylerler.. oda yalandır...
-sonsuza dek özenti olarak yaşayıp öyle ölürler..
 
3.)PİLİÇLER:
-önünüzden geçtiğinde kafanızı bir kaç kere daha çevirip bakacağınız gruba mensup kişilerdir..
-tabiri caizse taş gibi olup okulun erkekleri tarafından tapılasıya sevilirler..
-eteklerinin beli düşük ve boyu dizden 20-5 cm yukarıda olmak suretiyle maxi mini lise eteğini sadece onlar giyer..
..
-gömlekleri tabiki dar ve göğüs altına kadar açıktır..
-daha çok frikik vermek için yaz kış soket çorap giyerler..
-illede uzun çorap giyinmek gerekirse jartiyerlerini çeker ve ders esnasında 2-3 öpücükle kandırdığı bi veletten aldığı 6600la bacaklarının fotosunu çeker.. (hatta izmirliler o fotoları iyi bilir..)
-dersin sözlük anlamını bilmez her günün başka bi erkekle geçirirler..
-favori mekanları en lüks arabaların ön koltukları,erkekler tuvaleti ve gece klüpleridir..
-alkole ve sigaraya genç yaşta başlarlar.. tabi bunlar diğer başlangıçlarının yanında bir hiçtir..
-onlarla olabilen erkeler kendilerini çok şanslı hissederler esas şans kıçlarına tekmeyi yiyince oluşacaktır.. çünkü piliçler birbirlerinin artıklarını severler..
-genellikle abazanların önünden geçerken "ah bi rüzgar essede şu etek açılsa" cümlesini yaklaşık 30-40 genç içinden geçirir ama merak edilcek bi durum yoktur, bu ablalar kırmızı veya leopar desenli tangalarını göstermek için mutlaka bi çare bulurlar..

Seni Seviyorum

 

Quote

Seni Seviyorum !!!
Seni seviyorum demeyi özlemek...
Bilirsiniz bu özlemi, sevdiğini özlemekten daha çok can yakar 'seni
seviyorum' demeyi özlemek...
 
Aklınıza geldikçe bu sözcükler, dilinizin ucuna takılır ve sonu huzursuz
bir sessizliktir... Bu sessizlikler eksik bir sevgiyle birikir içinizde.
Tüketilmiş bir sevda vardır ellerinizde. Birisi veya birileri tüketmiştir
sevdanızı. Ve siz hep aynı soruları soruyorsunuzdur kendinize 'sevdalar
tükenir mi?' 'aşk eksilir mi?' Bilmezsiniz eksilen aşk değildir,
sizsinizdir gidenin ardından. Sevdiğinizi söyleyemedikçe eksilirsiniz.
Sevdiğinizin yokluğuna, seni seviyorum diyememenin acısına uyanırsınız
 her gün...
 
Giden gitmiştir ama hesabı verilmemiştir sevdanın. Birileri sevdanızı
tüketmiştir, sevdanızda sizi... Sanki sevdiğinize bir kez daha seni
seviyorum diyebilseniz geri dönecektir, 'bak sevdan ellerimde, onu hiç
bırakmadım' diyecektir sevdiğiniz... yalnızlığınızın avuntusudur bu... Ama
bir kez daha 'seni seviyorum' diyemezsiniz. Sevdanız artık
sessizliğinizdir. Sessizliğinizde eksilirsiniz ve sorularınıza bir yenisi
eklenir; 'sevda, eksiltir mi insanları?'
 
Gidenin bir gün geri dönmesinden, tekrar size 'seni seviyorum' demesin
den korkarsınız. Öyle çok acımıştır ki içiniz, sessizliğiniz üzerinize öyle
sinmiştir ki sevdiğinizin dönmesini isteseniz de, korkarsınız. Çünkü siz
artık siz değilsinizdir. İçinde 'seni seviyorum'lar biriktirmiş,
bedenindeki dokunuşları göz yaşlarıyla yıkamaya çalışmış, yaraları
kanamasın diye birilerine sarılamayan birisinizdir artık...
 
Basit iki sözcüktür 'seni seviyorum' Ama bu sözcükleri söyleyemedikçe
kendinizden uzaklaşmışınızdır... Sevdaların tükeneceğini, aşkların
eksileceğini kabullenmişsinizdir... Sözcükler anlamını yitirdiğinde,
yaşamında anlamını yitirdiğini sonradan fark edersiniz ve sevdiğinizin
giderken hayatınıza anlam katan tüm sözcükleri de götürdüğünü 'seni
seviyorum' demeyi özlemeye başladığınızda anlarsınız....

Sen gittin ya!!

elini son defa yanağıma koy, istemiyorsan giderim
serin bir sonbahar akşamında söz ismini unutup silerim
.................................................. ....................
uğuruna döktüğüm göz yaşları için yağmurdan özür dilerim

Sen gittin ya!

Sen gittin ya..
hiç bişey eskisi gibi değil..

sesler yok
görüntüler karıncalı..
renkler soluk..
üşüyorum..
soğuk hemde çok soğuk..
içim öylesi buruk
sen yoksun ya..
gülüşlerin tatı eskisi gibi değil..
sahte
hersey sahte
rol yapar oldu gözler..
yaşlarla düğümlüler..
özlemler..sarmaşık gibiler..
sen dönmeyeceksin ya..

We Belong Together

I didn't mean it
Onu demek istememiştim

When I said I didn't love you so
Seni o kadar sevmediğimi söylediğimde

I should have held on tight
Sana sıkıca sarılmalıydım

I never shoulda let you go
Asla gitmene izin vermemeliydim

I didn't know nothing
Hiçbir şey bilmiyordum

I was stupid, I was foolish
Aptaldım, budalaydım

I was lying to myself
Kendime yalan söylüyordum

I could not fathom that I would ever be without your love
Asla aşkın olmadan yaşayamayacağımı kavrayamadım

Never imagined I'd be sitting here beside myself
Burda tek başıma oturuyor olacağımı hiç düşünmemiştim

Cause I didn't know you
Çünkü seni tanımıyordum

Cause I didn't know me
Çünkü kendimi tanımıyordum

But I thought I knew everything
Fakat her şeyi bildiğimi düşünüyordum

I never felt the feeling that I'm feeling
Şu an hissettiğim duyguyu hiç hissetmemiştim

Now that I don't hear your voice or have your touch and kiss your lips
Şimdiyse sesini duyamıyorum, ya da dokunuşunu hissedemiyorum, dudaklarından öpemiyorum

Cause I don't have a choice
Çünkü başka seçeneğim yok

Oh, what I wouldn't give
Ah neler vermezdim

To have you lying by my side
Yanımda yatıyor olman için

Right here, cause baby
Tam burada, çünkü bebeğim

(We belong together)
(Biz birbirimize aitiz)


Nakarat:

[ When you left I lost a part of me
Gittiğinde bir parçamı kaybettim

It's still so hard to believe
İnanması hala çok güç

Come back baby, please
Geri dön bebeğim, lütfen

Cause we belong together
Çünkü biz birbirimize aitiz

Who else am I gon' lean on
Başka kime sırtımı dayayacağım

When times get rough
Zor anlar geldiğinde

Who's gonna talk to me on the phone
Kim benimle telefonda konuşacak

Till the sun comes up
Güneş doğana dek

Who's gonna take your place
Yerini kim alacak

There ain't nobody better
Daha iyi birisi yok

Oh, baby baby, we belong together
Ah, bebeğim, biz birbirimize aitiz ]


I can't sleep at night
Geceleri uyuyamıyorum

When you are on my mind
Aklımda sen varken

Bobby Womack's on the radio
Radyo'da Bobby Womack var

Saying to me
Bana şöyle diyor

"If you think you're lonely now"
"Eğer şu an yalnız olduğunu düşünüyorsan"

Wait a minute
Bekle bir dakika

This is too deep (too deep)
Bu çok derin (çok derin)

I gotta change the station
İstasyonu değiştirmeliyim

So I turn the dial
Kolu çeviriyorum

Trying to catch a break
Bir ara bulabilmek için

And then I hear Babyface
Sonra Babyface'i duyuyorum

"I only think of you"
"Sadece seni düşünüyorum"

And it's breaking my heart
Ve bu kalbimi kırıyor

I'm trying to keep it together
Bir arada tutmaya çalışıyorum

But I'm falling apart
Ama parçalara ayrılıyorum

I'm feeling all out of my element
Her şeyimi kaybetmiş gibi hissediyorum

I'm throwing things, crying
Eşyaları fırlatıryorum, ağlıyorum

Trying to figure out
Çözmeye çalışıyorum

Where the hell I went wrong
Nerede hata yaptım

The pain reflected in this song
Bu şarkıda yansıtılan acı

It ain't even half of what I'm feeling inside
İçimde hissettiğimin yarısı bile değil

I need you
Sana ihtiyacım var

Need you back in my life, baby
Hayatıma geri dönmene ihtiyacım var bebeğim

The Rose

"The Rose"

Some    say love, it is a river
that drowns      the tender   reed.
Some say love,   it is a    razor
that leaves your soul to    bleed.
Some say love, it is a    hunger,
an endless aching      need.
I say love, it is    a flower,
and you its      only seed.
It's the      heart afraid
of      breaking
that  never

              learns to
                dance.
                 It's the
                  dream
                    afraid of
                waking
                                that      
never

                                  takes    
the chance.
                                  It's the  
one who won't
                                 be taken, 
who cannot seem
                                 to give,  
and the soul afraid
                              of diein'  
that never learns

                             to live.  
When the night
                     has     
been too
                lonely 
and the
            road   
has
      been 
to

long,
and
you 
think
that
love is
only
for the
lucky
and the
strong,

just
remember in the winter far beneath the bitter snows
lies the seed that with the sun's love
in the spring becomes the rose

1月5日

Ziyaretçi Defteri

   Msn Spacem hakkındaki yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyorum...
 
尚未新增任何項目。
沒有使用中的類別。