| 個人檔案׺°”˜`”°º× /!\ (SaLiH'i...相片部落格清單 | 說明 |
5月20日 Hayatı Iskalama Lüksün Yok SeninBir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana..Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... 2月3日 Bir kaç nasihat!!!Yalniz Olanlara;
Sevmedigin birine asla "seni seviyorum" deme.. Içinde olmayan duygulardan varmis gibi sözetme.. Kimsenin hayatina kalbini kirmak için girme..Sevgi
Arzu ablam gerçekten çok güzel hazırlamış teşekkür ediyorum... Sevgisiz olmazz!
Sarp ve kayalıktır sevginin yolları, Ama içinize ateş düştü mü izlemekten geri durmayın, Gerçi sözleri düslerinizi darmadağın edebilir, Ama sizinle konustuğu zaman yine de ona inanmamazlık etmeyin, Cünkü başınıza tacı oturtacak olan da, Sizi carmıha gerecek olan da sevgidir, Tıpkı püsküllerin mısırı sarışları gibi sevgi de sizi kendisine sarar, Soyunmanız ve önünde cıplak kalmanız için sizi zorlar, Bembeyaz kesinceye dek evirir, çevirir, acı verir caniniza, Boyun eğdirinceye dek ezer, yoğurur sizi, Sevgi tüm bunları başarır, yeter ki siz kalbinizin sirlarini ögrenin, ve bu yolla Hayatın yüreğinden bir parça olun, Ama diyelim ki korkulara kapılmışsınız, Ve sevgiden salt bir huzur ve zevk bekliyorsunuz, O zaman bir an önce cıplaklığınızı örtün ve sevginin zorlu düzeninden uzaklaşıp Mevsimleri olmayan bir dünyaya sıgının daha iyidir, Karşısındakine kendinden başka birşey vermez Sevgi, Ve kendinden başka hiçbirşeyi geri almaz, Çünkü sevgi kendi kendini bütünler ve kendi kendine yeterlidir, Sevginin kendini mutlu etmekten öte hiçbir arzusu yoktur,
Ama eğer sevgiye kapılmışsanız ve tutkularınız olsun istiyorsanız, Sunları kendinize seçin; Tutkunuz,sevginin içinde erimek olsun, Tutkunuz,aşırı duygusal davranışların getireceği acıları tanımak olsun, Tutkunuz,kendi Sevgi anlayışınızla kendinizi vurmak olsun, Varsın istekle ve coşkuyla aksın kanınız, Tutkunuz,kanatlanmış bir yürekle sabaha gözlerinizi açıp sevgi dolu bir güne başlayabiliyor olsun teşekkur etmek olsun, Tutkunuz,gün öğleye eriştiğinde oturup sevginin heyecanını düşünmek olsun, Tutkunuz,gün akşama erdiğinde evinize minnet dolu bir yürekle dönebilmek olsun, Ve yüreğinize gömdüğünüz sevgili için iyi birşeyler dileyip yatın; Dudaklarınızda onu yücelten bir şarkı olsun...
Only You!!! ________97977754767676757755___
________66868686849840327946___ _______________575654&_________ _______________7634566_________ _______________5643565_________ _______________7645487_________ _______________4863133_________ _______________4689461_________ _______________8745879_________ ________56556789567893789378___ ________46387354561816181318___ ________56867893758765987689___ _______________________________ _______________________________ _______________________________ ___1722545325981_______________ _2125445335332588______________ 741353322222221388_____________ 4523322222222211246_____________ 03233222222222221111222223499____ 6412222222222222233555555532508___ 29122222222222222222333332332188__ _83122222222222222222222222217288_ _6911222222222222222222222221__485 __831122222222222222222222227__388 __58212222222222222222222211___088 ___80172222222222222222227____888_ ____867222222222222221______0888__ ____18512222222211_______488886___ _____887777__________68888887___ ______88________508888888______ _______85488888888885_________ ______________________________ ______________________________ ______________________________ ___56546_____________78768____ ___67887_____________67678____ ___68699_____________89899____ ___68787_____________74486____ ___46786_____________87766____ ___78641_____________87545____ ___54584_____________48672____ ____7978_____________4664_____ ____7899_____________7456_____ _____789_____________890______ ______90_____________78_______ _______90___________90________ ________907_______799_________ __________809___899___________ ____________89004_____________ *love*
*love* *love* *love* *love*you*love* *love*you*love* *love*you*love* ......*love**you* ...*love*.....*love* .*love*.........*love* *love*...........*love* *love*...........*love* .*love*.........*love* ...*love*.....*love* ......*love**you* *love*...............*love* .*love*.............*love* ..*love*...........*love* ...*love*.........*love* ....*love*.......*love* .....*love*.....*love* ......*love*...*love* .......*love***you* ........*love**you* *love**you**love* *love**you**love *love* *love* *love**you**love* *love**you**love* *love* *love* *love**you**love* *love**you**love Sevgisiz OlmazFilozoflara ve Felsefecilere göre "Aşk"
YüreğimDalında erken kurutulmak isteyen sonbahar yaprakları gibi,mevsimsiz düştün yüreğimden; Yalanların en arsızını duydu kulaklarım sen veda ederken; ayrılık aç bir çocuk iştahı ile saldırdı yüreğime. Notlar düşerim defterime "belkiler"çoğalıp siyahlar kuşanırım... Ben gecenin koynuna koşarken, gece içimden geçer; ipek böceğinin kozasını örmesi gibi... Ilık bir şubat gecesi, gelişini dünüp,kaparım gözlerimi"belki gelirsin"i, bir müjde gibi koyup yüreğime; çeşmelerden daha susuz,daha özlemli gök kuşağının içinden çeker alırım kırmızıyı; sevdayı anlatan tek renk olduğundan. Kırmızılar kuşanırım... ateş nasıl kül olacaksa bir zaman sonra karanlığımda aydınlığa döner, aralanır perdelerim...
Kur'an MucizeleriKur'an mucizeleri
"Yedi Gök" tabiri 7 kere geçer. "Göklerin yaratılışı (halku semavat)" ifadesi de 7 kere tekrarlanır. YEDİ GÖK 7 kere GÖKLERİN YARATILIŞI 7 kere "Gün (yevm)" tekil olarak 365 kere geçerken, çoğul yani "günler (eyyam ve yevmeyn)" kelimeleri 30 defa tekrarlanır. "Ay" kelimesinin tekrar sayısı ise 12'dir. AY yevm 12 GÜN eyyam, yevmeyn 365 GÜNLER 30 "Hıyanet" kelimesi 16 kere geçerken, "habis" kelimesinin tekrar sayısı da 16'dır. HIYANET 16 kere HABİS 16 kere "Bitki" ve "ağaç" kelimelerinin tekrar sayısı aynı: 26. BİTKİ 26 kere AĞAÇ 26 kere "Ceza" kelimesi 117 kere yer alırken, Kuran'ın temel prensiplerden olan "affetmek" ifadesi bu sayının tam 2 katı kadar yani 234 kere tekrarlanıyor. CEZA 117 kere AFFETMEK 2x117= 234 kere "De" kelimelerini saydığımızda çıkan sonuç 332. "Dediler" kelimesini saydığımızda da aynı akamı görüyoruz. DE 332 kere DEDİLER 332 kere "Dünya" kelimesi ve "ahiret" kelimesinin tekrarlanış sayıları da aynı: 115. DÜNYA 115 kere AHİRET 115 kere "Şeytan" kelimesi 88 kere geçiyor. "Melek" kelimesinin tekrar sayısı da 88. ŞEYTAN 88 kere MELEK 88 kere "İman" (tamlama almadan) kelimesi Kuran boyunca 25 kere tekrarlanır, "küfür" kelimesi de... İMAN 25 kere KÜFÜR 25 kere "Zekat" kelimesi 32 kere tekrarlanırken, "bereket" kelimesinin tekrarlanış sayısı da 32. ZEKAT 32 kere BEREKET 32 kere "Rahmet" kelimesi 79, "hidayet" kelimesi de 79 kere tekrarlanır. RAHMET 79 kere HİDAYET 79 kere "İyiler (ebrar)" 6 kere, "facirler" ise tam yarısı kadar yani 3 kere geçer. İYİLER (ebrar) 6 kere FACİRLER 3 kere "Yaz-sıcak" kelimeleri ile "Kış-soğuk" kelimelerinin geçiş sayıları da aynı: 5. YAZ-SICAK 5 kere KIŞ-SOĞUK 5 kere "Sizi (insanı) yarattı" ifadesi ve "kulluk" kelimesinin geçiş sayıları da aynı: 16. SİZİ YARATTI 16 kere KULLUK 16 kere "Şarap (hımr)" ve "sarhoşluk (sekere)" kelimeleri de aynı sayıda tekrarlanır: 6. ŞARAP hımr 6 kere SARHOŞLUK sekere 6 kere "Zenginlik" 26 ve "fakirlik" ise yarısı kadar, 13 kere geçer. ZENGİNLİK 26 kere FAKİRLİK 13 kere "İnsan" 65 kere geçer; insanın yaratılış safhalarının sayısının toplamı da aynıdır: İNSAN 65 TOPRAK turabun 17 NUTFE nutfun 12 EMBRİYO alak 6 BİR meda'a ÇİĞNEMLİK ET 3 KEMİK uzamun 15 ET lehmun 12 TOPLAM 65 Msn ve Space Bilgileri
Sevgi
İkinci türe geçiyoruz; "Çünkü" türü sevgi. Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki. Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki. Yazar, "Çünkü" türü sevginin "Eğer" türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir egomuzu okşar. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki bu tür sevgi de, yükler getirir insana. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi diye soruyor Toyotome. "Çünkü" türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. Tüm insanların iki yani vardır. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmezse endişesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın, yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş... Japon yazar; toplumlardaki sevgilerin çoğu "Çünkü" türünde olup bu tür sevgiler, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor. Peki o zaman, gerçek sevginin, güvenilebilecek sevginin özellikleri nedir? Ve işte sevgilerin en gerçeği. Üçüncü tür sevgi benim "Rağmen" diye adlandırdığım türdür diyor yazar Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? "Eğer" türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan bir şey beklediği için değil, bir şeyler eksik olmasına rağmen sevilir. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına rağmen sever. Asil,yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına rağmen aşıktır. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insani olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabii bu, sevgiyle karşılanması şartı ile. Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin bir konum elde ederek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar yüreklerin en çok susadığı sevgi budur diyor. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı yada senden daha önemlidir. Bunun böyle olduğundan nasıl emin olacaksınız? Hakli olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor. "Şu soruma cevap verin," diyor. Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini Ve asıl çarpıcı cümle en sonda; DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KITLIK, RAĞMEN TÜRÜ SEVGİNİN YETERİNCE OLMAYIŞIDIRAl. Ben seni herşeye rağmen seviyorum diyeceğim, ama senin rağmenlik hiç kusurun yok. Alıntıdır:http://spaces.msn.com/members/wolkanca/ İşte Darwinn! Charles Darwin adını duymayan yok Hele orta eğitimden geçmiş birinin onunla tanışmaması ise hiç mümkün değil.
Evrim Teorisi son tahlilde sadece bir “kuram” olsa da Türkiye gibi ülkelerde orta eğitim kurumlarına kadar tartışmasız bir gerçekmiş gibi indirilmiş durumda. Darwin her zaman dünya gündeminde. Ancak onu yeniden Türkiye gündemine getiren sözler, ona dönük kanaatlerin yeniden sorgulanmasına yol açacak nitelikte.Batıda Türklere yönelik olumsuz bakış açıları yeni değil. Tarihi çok gerilere uzanıyor. Bu bakış açısını hem ırki hem de dini faktörler belirliyor. İspanya’nın Müslüman Araplar tarafından fethedilmesi ve onun ardından Türklerin devam ettirdiği fetihlerin 17. yüzyıl sonlarında Viyana kapılarına kadar dayanması Hıristiyan dünyanın olumsuz kanaatini belirginleştirdi. “Haçlı Seferleri “ olarak kendini gösteren ve asırlarca süren İslam/Türk karşıtı tavır alışın bugüne bile ulaşan yansımalarını yaşıyoruz. Avrupa’nın neredeyse tümü Osmanlı ihtişamını, korkusunu, asaletini bir çok araştırmacının kabul ettiği gibi iliklerine kadar hissetti. Türk imajı gittikçe daha da negatif hale gelmeye başladı. Martin Luther’in “Savaş Yemini” kitabında Türklerin, “Tufan” ya da “Sodom ve Gomore” gibi İncil’de anlatılan ilahi cezaları uygulamak için gönderildiklerini iddia etmesi bu bakış açısını daha da pekiştirdi. Sargon Erdem adlı bir araştırmacı Türk Tarih Kongresine sunduğu bildirisinde, çiviyazılı belgeler ışığında Ye’cüc Me’cüc’ün Türkler olduğunu ispat etmeye çalışmıştı. (X. Türk Tarih Kongresi, 22—26 Eylül 1986) Hırvat Bartholomew Georgeviç’in “Türklerin Esareti ve Haraçları Altında Ezilen Hıristiyanların Çektiği Sıkıntılar” adlı eseri döneminin en çok satan ve rağbet gören kitapları arasındaydı. (Tribulations of the Christians Held in Tribute and Slavery by the Turks, 1544). Her ülkede kendine göre bir Türk kanaati oluşuyor ve bunun daha da olumsuz hale gelmesine ise aşırı ırkçı bakış açıları neden oluyordu. Avusturya’da ırkçı sağ, kahraman olarak 1683 kuşatması sırasında Viyana kumandanı olan Kont Rudiger von Starhemberg’ı kullanmıştı. Bu kampanyaların kalıntılarını modern Avrupa kültüründe bulmak zor değil. İtalyanca’da yaramazlık yapan çocukların “Mama, li Turchi” (Türkler geliyor!) diye korkutulması ve “marraquino” terimi, Müslümanların yenilgisini kutlamak için üretilen Fransız “croissant” ya da Avusturya’da kullanılan “kipferi” sözcükleri, İngiliz publarının ilginç isimleri (Türk’ün Kellesi) ve yeni ortaya çıkan Avrupa bölgelerinden Korsika’nın, milli sembolünde aslen Haçlılardan alınmış “Türk’ün başını” gösteren on sekizinci yüzyıl bayrağını kullanması bunun ilk akla gelen örnekleri. iyide, Darwin bunun neresinde? Herkes Türkler hakkında bir şey söylüyordu ancak hiçbiri Darwin kadar ileri gidememişti. Darwin Türklerin maymun ile insan arası bir tür olduğunu iddia ediyor, çok uzak olmayan bir gelecekte Türkler gibi diğer ikinci sınıf ırkların asil (yani Avrupalı) ırklar tarafından yok edileceğini söylüyordu.Bu kadarına da pes dedirtecek nitelikteki Darwin’in ırkçı görüşlerine aslında şaşmamak gerekiyordu. Bu gerçekte geliştirdiği evrim teorisinin “doğal” bir sonucuydu. Darwin bilindiği gibi, insanların maymun benzeri canlılardan evrimleşerek bugünkü durumlarına geldiklerini iddia etmişti. Ancak Darwin’e göre bu evrim süreci içinde “doğa tarafından kayırılmış ırklar vardı”. Bu fikrini, ünlü Türlerin Kökeni’nin başlığında bile vurgulamıştı. Darwin’in kitabının uzun ismi şöyleydi: “Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon ve Yaşam Mücadelesinde Kayırılmış Irkların Korunması Yoluyla”. Irkçılığın babsı Darwin! Bu kayırılmış ırklar Darwin’e göre Avrupalı ırklardı. Tüm Asyalı ve Afrikalı ırklar ise evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Birer insan bile değillerdi. Darwin’in bu fikirleri, evrim teorisinin “bilimsel” maskesi altında, büyük taraftar kazandı. Hintli Antropolog Vidyarthi, bunu şöyle açıklıyordu:“Darwin’in ortaya attığı ‘en güçlülerin hayatta kalması’ düşüncesi, insanoğlunun kültürel bir evrim sürecinden geçtiğine ve en üst kademenin Beyaz Adam’ın medeniyeti olduğuna inanan sosyal bilimciler tarafından coşkuyla karşılandı. Bunun bir sonucu olarak, 19. Yüzyılın ikinci yarısındaki Batılı bilim adamlarının çok büyük bir kısmı ırkçılığı şiddetle benimsediler.” (Lalita Prasad Vidyarthi, Racism, Science and Pseudo—Science. Unesco, France, Vendöme, 1983 s. 54) Vidyarthi doğru söylüyordu. Darwin, ırkçı fikirlerinin çoğunu Descent of Man adlı kitabında açıklamış, Benjamin Farrington’ın ifadesiyle bu kitapta “insan ırkları arası eşitsizliğin apaçıklığı” hakkında bir çok yorum yapmıştı. (Farrington, What Darwin Really Said, London: Sphere Boooks, 1971, ss. 54—56) Darwin 1871’de çıktığı uzun gezide gördüğü Tierre del Feugo’lu yerlileri tanımlarken bu ırkçı önyargılarını açıkça ortaya koymuştu. Yerlileri, “çırılçıplak, boyalara batmış, yabanıl hayvanlar gibi ne yakalayabilirlerse yiyen, yönetimsiz, kendi kabileleri dışındakilere acımasız, düşmanlarına işkenceden zevk alan, kanlı kurbanlar sunan, çocuklarını öldüren, karılarına köle gibi davranan, ağır bâtıl inançlarla dolu insanlar” olarak tasvir etmişti. Oysa aynı bölgeyi ondan on yıl önce gezen W. P. Snow, aynı yerlileri “ güzel, güçlü, çocuklarına düşkün, bazı özgün el sanatlarına sahip olan, bazı eşyalarda özel mülkiyeti tanıyan, en yaşlı bir kaç kadının otoritesini kabul etmiş” insanlar olarak anlatmıştı. (J.H.M. Beattie, R. Godfrey Lienhardt,Studies in Social Antropology, Oxford: Clarendon Press, 1975, ss 10—11) Darwin’in bu insanları abartılı biçimde aşağılaması, onları “evrim sürecinde geri kalmış bir ırk” olarak tanımlayabilme isteğinden kaynaklanıyordu. Darwin kendi çapında el yordamıyla “evrim sürecine” müdahale etmeye çalışıyordu, ama kötü niyeti bir başka araştırmayla ortaya çıkıveriyordu. Darwin, İnsanın Türeyişi (Descent of Man) adlı kitabında bazı ilginç ırkçı kehanetlerde de bulunmuştu. Kitabında zenciler ve Avusturya yerlileri gibi ırkları gorillerle aynı statüye sokmuş, sonra da bunların “medeni ırklar” tarafından zamanla yok edileceklerini öne sürerek şöyle demişti: “Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da… kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avusturya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır.” (Charles Darwin, The Descent of Man, 2.Baskı, New York, A L. Burt Co., 1874, s178) Maymunsu Türkler! Konunun en önemli yönü ise, Darwin’in kendince “aşağı ırklar” arasında gördüğü milletlerin arasında, Türkleri de saymış olmasıydı! Darwin, W. Graham’a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli mektubunda, bu ırkçı düşüncesini şöyle ifade ediyordu:“Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından istila edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşı gelmişlerdi. Şimdi ise bu çok saçma bir düşüncedir. Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından yok edileceğini görüyorum. (Francis Darwin, The Life ard Letters of Charles Darwin, cilt 1. New York D. Appleton and Company, 1888. Ss. 285—86)
Darwin emperyalizmin sözcüsü Aynı gerekçe, Darwin tarafından 19. Yüzyıl emperyalizmine pembe kurdela ile sarılarak hediye ediliyordu. Darwin, ortaya attığı evrim teorisiyle birlikte, “Avrupalı olmayan ırklar gerçekte bir tür hayvandır” şeklindeki emperyalist düşünceyi, sözde bilimsel bir zemine oturtuyordu. Bu nedenle Çinli sosyal bilimci Kenneth Hsu, Darwin’i “Victoria dönemi İngilteresi için ideal bir bilim adamı, Çin’e zorla afyon satabilmek için bu ülkeyi işgal eden ve bunu serbest ticaret ve en güçlülerin hayatta kalması kuralına dayandıran ülkenin bilimsel dayanağı” diye tarif ediyordu. (Kenneth J. Hsu. Geology, Nisan 1987, s.377) Darwin’in Türk Milleti hakkındaki sözleri ise gerçekte dönemin Avrupalı emperyalist devletlerin —aslında bugünlere kadar uzanan— Türk düşmanlığının temelleri ile ilgili son derece önemli bir ipucu veriyor. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamaya ve sömürgeleştirmeye, böylece Türk medeniyetini yok etmeye çalışan güçler aradıkları fikrî dayanağı Darwin’de buldular. Darwin’in fikirdaşı Naziler İşin şaşırtıcı yanı Darwin’in ırkçı görüşleri ile Naziler arasındaki benzerlikti. Birçok yazara göre Naziler daha çok kötülüğün ve üstü örtülü diktatörlüğün ön organizasyonu olarak ortaya çıkmışlardı. Napolyon’un tüm Avrupa’yı kontrol etme tasarısından çok şey öğrenen Naziler, jeopolitik kriterlere öncelik vererek gerçek fatihler olmayı düşlüyorlar ama metod olarak önce dallanıp budaklanmayı yani jeopolitik yayılmayı amaçlıyorlar ve sonunda dünya egemenliğini hayal ediyorlardı.Fakat ortada garip bir durum var; Türkiye’de bazı insanlar hâlâ Darwin’in görüşlerine sıkı sıkıya sarılıyor, hatta evrim teorisinin Milli Eğitim müfredatına girmesi için ellerinden geleni yapıyor. Bu büyük aymazlıktan uyanmak için Darwin’in kendileri ile ilgili gerçek düşüncelerini öğrenmelerine hiç ama hiç gerek yoktu oysa. Duvar UstasıDünyanın en komik kazası: Bir duvarcı ustasının şantiyede yazdığı mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur: Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık!.. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm!... Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. gözümü hastanede açtım... Liseli Kızlar üçe ayrılır..." Liseli kızlar 3 'e ayrılıyomuş :)))"
1.)İNEKLER:
-gömlekleri her zaman etkelerinin içinde ve yakalarına kadar bağlıdır..
-o sıcakta kurdeşen dökselerde sırf kurallara uymak için yaz-kış sueter giyerler -derse aktif olarak katılan ilk ve tek öğrenci grubudur.. -etek boyları bilekten göğüs altına kadar devam etmektedir -bide sözde merdivenlerden çıkarken içleri görünmesin diye desenli taytlar giyerler!!! -%90'ı telli olmakla beraber makyaja %100 karşıdırlar.. -okul hayatları boyunca pamuklu klotlu çorap giyerler ağda yapmadıkları için bacaklarını hiç bi insan oğlu göremez.. -evlenmeden önce kaş,bıyık aldırmak gibi adetleri yoktur,genellikle okul çevresinde erkeklerden etekleri vasıtasıyla ayırt edilirler.. -saçları iki yandan örülü ve jölesizdir.. -en sevdikleri yer sınıf, en çok yaptıkları şeyde test çözmektir.. -erkeklerden nefret etmek başlıca kuralları, gayet tezat bi şekilde evlilik hayalleri kurmakta en büyük uğraşlarıdır..
2.)CİXLER:
-her zaman tommy,ralph lauren,lacoste gibi markalı gömleklerin en büyük armalılarını tercih ederler..
-gömlek hep dışarıda,kollar kıvrık ve yakalar kalkıktır.. -içlerine renkli ve marka yazılı t-shirtler giymek onlar için çok önemlidir.. -"ay geçen hafta polo'dan şunu aldım, ay xcafede böle olduuu" gbi cümleler hayat felsefeleridir.. -oha falan oldum,oldu gözlerim doldunun patenti onlara aittir.. -saçları her daim fönlüdür ve parlak kelebekli tokalar takarlar.. -her zaman peşlerinde koşan "alp,mert,cenk,yiit" adında heriflerden bahsederler ama öle herifler hiç olmamıştır.. -aslında ineklerden daha abazadırlar, bu yüzden her hafta sevgili aramak için o cafe senin bu sinema benim gezerler.. -okulda dersleri asmak,kantinde takılmak,basketbol takımının maçlarının izleyip ağızlarının sularını akıtmak genellikle yaptıkları şeylerdir.. -rimel ve allık vazgeçilmezleri olsada "doğal göründüklerini" söylerler.. oda yalandır... -sonsuza dek özenti olarak yaşayıp öyle ölürler.. 3.)PİLİÇLER:
-önünüzden geçtiğinde kafanızı bir kaç kere daha çevirip bakacağınız gruba mensup kişilerdir.. -tabiri caizse taş gibi olup okulun erkekleri tarafından tapılasıya sevilirler.. -eteklerinin beli düşük ve boyu dizden 20-5 cm yukarıda olmak suretiyle maxi mini lise eteğini sadece onlar giyer.. .. -gömlekleri tabiki dar ve göğüs altına kadar açıktır.. -daha çok frikik vermek için yaz kış soket çorap giyerler.. -illede uzun çorap giyinmek gerekirse jartiyerlerini çeker ve ders esnasında 2-3 öpücükle kandırdığı bi veletten aldığı 6600la bacaklarının fotosunu çeker.. (hatta izmirliler o fotoları iyi bilir..) -dersin sözlük anlamını bilmez her günün başka bi erkekle geçirirler.. -favori mekanları en lüks arabaların ön koltukları,erkekler tuvaleti ve gece klüpleridir.. -alkole ve sigaraya genç yaşta başlarlar.. tabi bunlar diğer başlangıçlarının yanında bir hiçtir.. -onlarla olabilen erkeler kendilerini çok şanslı hissederler esas şans kıçlarına tekmeyi yiyince oluşacaktır.. çünkü piliçler birbirlerinin artıklarını severler.. -genellikle abazanların önünden geçerken "ah bi rüzgar essede şu etek açılsa" cümlesini yaklaşık 30-40 genç içinden geçirir ama merak edilcek bi durum yoktur, bu ablalar kırmızı veya leopar desenli tangalarını göstermek için mutlaka bi çare bulurlar.. Seni Seviyorum
Quote Seni Seviyorum !!! Hava Durrumu
Sen gittin ya!!elini son defa yanağıma koy, istemiyorsan giderim serin bir sonbahar akşamında söz ismini unutup silerim .................................................. .................... uğuruna döktüğüm göz yaşları için yağmurdan özür dilerim Sen gittin ya!Sen gittin ya.. hiç bişey eskisi gibi değil.. sesler yok görüntüler karıncalı.. renkler soluk.. üşüyorum.. soğuk hemde çok soğuk.. içim öylesi buruk sen yoksun ya.. gülüşlerin tatı eskisi gibi değil.. sahte hersey sahte rol yapar oldu gözler.. yaşlarla düğümlüler.. özlemler..sarmaşık gibiler.. sen dönmeyeceksin ya.. We Belong TogetherI didn't mean it Onu demek istememiştim When I said I didn't love you so Seni o kadar sevmediğimi söylediğimde I should have held on tight Sana sıkıca sarılmalıydım I never shoulda let you go Asla gitmene izin vermemeliydim I didn't know nothing Hiçbir şey bilmiyordum I was stupid, I was foolish Aptaldım, budalaydım I was lying to myself Kendime yalan söylüyordum I could not fathom that I would ever be without your love Asla aşkın olmadan yaşayamayacağımı kavrayamadım Never imagined I'd be sitting here beside myself Burda tek başıma oturuyor olacağımı hiç düşünmemiştim Cause I didn't know you Çünkü seni tanımıyordum Cause I didn't know me Çünkü kendimi tanımıyordum But I thought I knew everything Fakat her şeyi bildiğimi düşünüyordum I never felt the feeling that I'm feeling Şu an hissettiğim duyguyu hiç hissetmemiştim Now that I don't hear your voice or have your touch and kiss your lips Şimdiyse sesini duyamıyorum, ya da dokunuşunu hissedemiyorum, dudaklarından öpemiyorum Cause I don't have a choice Çünkü başka seçeneğim yok Oh, what I wouldn't give Ah neler vermezdim To have you lying by my side Yanımda yatıyor olman için Right here, cause baby Tam burada, çünkü bebeğim (We belong together) (Biz birbirimize aitiz) Nakarat: [ When you left I lost a part of me Gittiğinde bir parçamı kaybettim It's still so hard to believe İnanması hala çok güç Come back baby, please Geri dön bebeğim, lütfen Cause we belong together Çünkü biz birbirimize aitiz Who else am I gon' lean on Başka kime sırtımı dayayacağım When times get rough Zor anlar geldiğinde Who's gonna talk to me on the phone Kim benimle telefonda konuşacak Till the sun comes up Güneş doğana dek Who's gonna take your place Yerini kim alacak There ain't nobody better Daha iyi birisi yok Oh, baby baby, we belong together Ah, bebeğim, biz birbirimize aitiz ] I can't sleep at night Geceleri uyuyamıyorum When you are on my mind Aklımda sen varken Bobby Womack's on the radio Radyo'da Bobby Womack var Saying to me Bana şöyle diyor "If you think you're lonely now" "Eğer şu an yalnız olduğunu düşünüyorsan" Wait a minute Bekle bir dakika This is too deep (too deep) Bu çok derin (çok derin) I gotta change the station İstasyonu değiştirmeliyim So I turn the dial Kolu çeviriyorum Trying to catch a break Bir ara bulabilmek için And then I hear Babyface Sonra Babyface'i duyuyorum "I only think of you" "Sadece seni düşünüyorum" And it's breaking my heart Ve bu kalbimi kırıyor I'm trying to keep it together Bir arada tutmaya çalışıyorum But I'm falling apart Ama parçalara ayrılıyorum I'm feeling all out of my element Her şeyimi kaybetmiş gibi hissediyorum I'm throwing things, crying Eşyaları fırlatıryorum, ağlıyorum Trying to figure out Çözmeye çalışıyorum Where the hell I went wrong Nerede hata yaptım The pain reflected in this song Bu şarkıda yansıtılan acı It ain't even half of what I'm feeling inside İçimde hissettiğimin yarısı bile değil I need you Sana ihtiyacım var Need you back in my life, baby Hayatıma geri dönmene ihtiyacım var bebeğim The Rose"The Rose" Some say love, it is a river
沒有使用中的類別。
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|